Toy Story ve Ben

Geçenlerde eve geldiğimde baktım, iki çocuğum da oturmuş sessiz bir şekilde Toy Story 3 filmini seyrediyor.

Üzerimi değiştirdikten sonra elime gazeteyi alıp yanlarına oturuyorum. Kendimi çok yorgun hissediyorum ve içte içe “İyi ki bu filmler var. Ben de gazetemi rahatça okuyabiliyorum,” diye düşünüyorum.

Herkes kendi halinde…

Sonra çocuklarıma bakıyorum. Birden içim kaynıyor. Öyle tatlılar ki… İçimden acayip bir şekilde çocuklarımla kaliteli zaman geçirmek geliyor. Çocukluğumda yaşadığım birkaç şeyi anlatmaya başlıyorum.

Biz çocukken bilgisayarlar evlere daha yeni giriyordu. Bir arkadaşım bilgisayar aldı diye akşamları onun evinde toplanırdık. Oyunları görsen var ya, elini sürmezsin…

Ben anlatıyorum, çocuğumun gözlerindeki ışık daha bir parıldıyor. Ekrana sırtlarını dönüp gülümseyerek bana bakıyorlar.

Ben şimdi Pixar yapımı, milyon dolarlar harcanan şu Toy Story filminden daha mı eğlenceliyim diye soruyorum kendime… Cem Yılmaz gibi hissediyorum kendimi. Ben anlattıkça çocuğum soruyor, o sordukça ben daha bir coşkuyla anlatıyorum.

Biraz sonra halının üzerinde çocuklarımla güreşirken buluyorum kendimi. Gözlüğü çıkarıp koltuğun altına atıyorum.

Bilgisayar ekranından Toy Story’nin baş aktörü Andy kızgın bir şekilde bakıyor. “Biz milyon dolar harcayıp film yaptık, adamlar güreşiyorlar ya!” diye kendi kendine söyleniyor.

Umurumda değil Andy’nin yakınmaları… Çocuğumla güreş sporunda hiç yeri olmayan garip hareketlerle boğuşurken aslında Pixar’a çok profesyonel bir kafakol atıyorum. Atılan kahkahalar odanın duvarlarında çınlıyor.

Küçük oğlum beni tuş ediyor. Gaipten alkış sesleri duyuyorum. Kulak kesiliyorum.

Galiba çocuklarımın televizyon ve bilgisayar karşısında geçen hüzünlü dakikaları alkışlıyor!

Sırtım yerde. Çocuklar “Babamı yendik,” diye bağırıyorlar.

Bense içten içe teknolojiyi tuş etmenin zevkini yaşıyorum.

Yazar: Mehmet Salih Uyan

Eğitimci, Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir