Enerji İsrafı

Bu aralar ekranlarda kimi dinlesem “kendisiyle barışık”. Her şey “inanılmaz keyifli” gidiyor. Tanıştığımız her insandan “müthiş bir elektrik” alıyoruz. “Pozitif enerjinin bini bir para…

Modern Polyannalar termik santral misali aramızda dolaşıyor.

Toplum olarak keyiften ölüyoruz.

Peki, imrenilecek bir durum mudur bu insanın kendisiyle barışık olma durumu? Megalomanlıkla kendiyle barışık olmak karıştırılıyor olabilir mi acaba?

Şöyle ki, eğer kişi kendisiyle barışıksa, nefsiyle barışık demektir. Bu da iki ihtimali akla getiriyor.

Ya hiçbir sınır tanımadan her canının istediği şeyi yapıyordur. Ya da evliyadır. Yani nefsini terbiye etmiştir.

İkisi de olmayan bir insan her fırsatta kendisiyle barışık olduğunu söylüyorsa, o insan henüz olmamış, boşlukları dolmamıştır.

Hobilerle dolmayacak boşluklardan bahsediyorum. tabi Kara delik gibi toplumdaki maneviyatı sinsice emen boşluklardan…

İstediğin kadar model uçak yap, resim çiz, at bin. Doldurduğun zamandır.

Kimisi bin kitap okur cahildir. Kimisi bir kitapla âlim olur.

Kişisel gelişim kitaplarını açın. Sloganlar belli. İçindeki sesi dinle! Gönlünün götürdüğü yere git!

Hadi oradan! İçindeki ses şeytan, gönlün de nefsin olmasın sakın!

Herkesin kendi iç sesini dinlediği bir toplumdaki senfonik anarşiyi bir düşünsenize…

Modern dünyada şiddeti giderek artan bu kendine güven dalgası pusulasız gemileri narsizm sahiline sürüklüyor. Ve kendine âşık insanların bırakın topluma, kendilerine bile bir faydası olmuyor.

Hâlbuki dünyadaki en mühim eserler, hep kişilerin kendileriyle olan mücadelelerinde, varoluşun sebebini aramak için çıkılan ıstıraplı yolculuklarda verilmiştir. Büyük insanlar hiçbir şeyi kendilerinden bilmemiş, kendilerini bir hiç saydıkları için devleşmişlerdir.

Öyleyse kendinle barışmak için önce hatalarınla yüzleşmen, nefsinle sözleşmen, enerji yaymak için de yanıp közleşmen gerekir…

İçindeki boşluğu doldurmadan elektrik veremezsin…

İstediğin kadar kendinle barışık ol…

Yanmayan odundan enerji, dolmayan barajdan elektrik beklenmez…

Vesselam!

Yazar: Mehmet Salih Uyan

Eğitimci, Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir